Enflasyon karşısında portföyü korumak: pratik yaklaşımlar
Enflasyonun aylık tempoya oturduğu bir ekonomide, "para hesapta beklerken hangi hızla eriyor" sorusu her sabah tekrar sorulur. Bu yazı; birikimin farklı büyüklüklerdeki tasarruf sahipleri için enflasyona karşı nasıl konumlandırılabileceğini kısaca ele alıyor.
Küçük birikim (0-50 bin TL)
Bu bakiyede önce yapılması gereken; parayı düşük faizli vadesiz hesapta bırakmamaktır. Aynı bankada bile bir gecelik mevduat veya para piyasası fonu, mudi olarak size gecikmesiz uygulanır. Fark küçük görünür ama yıllık %10-15'lik faiz kaybı, üç yılda bakiyenin fark edilir bölümüne mal olur.
Orta birikim (50-200 bin TL)
Bu aralıkta portföy dağılımı düşünmeye başlamak makul. Örneğin: %50 kısa vadeli TL mevduat/fon, %30 borsa endeks fonu, %20 altın veya döviz karışımı. Bu üçlü, üç farklı ekonomik senaryoya (faizin arttığı, hisse piyasasının canlandığı, kur baskısının arttığı dönemler) karşı denge sağlar.
Büyük birikim (200 bin TL üzeri)
Bu bakiyede dördüncü bir kalem (gayrimenkul veya yabancı endeks fonu) portföye dahil edilebilir. Ayrıca bu bakiye artık aracı kurum ücretlerinin, vergi optimizasyonunun ve mirasla ilgili düşüncelerin de anlamlı hâle geldiği bir eşiktir; bir muhasebeci veya bağımsız danışmandan görüş almak faydalıdır.
Uygulama düzeni
Portföyün "kağıt üzerinde ideal" dağılımını kurmak yeterli değildir; ayda bir gözden geçirme ve altı ayda bir yeniden dengeleme rutini gerekir. Bu rutin olmadan; hisse piyasası hızlı yükseldiğinde portföyde ağırlığı otomatik büyür ve risk profili beklenmedik şekilde değişir.
Yaygın hata: "beklemek"
"Faizler biraz daha yükselsin, sonra girerim" veya "kur biraz düşsün, sonra alırım" düşünceleri; enflasyonlu bir ekonomide zaman kaybı üretir. Piyasa istediğiniz yönde hareket etmediği sürece bekleyen bakiye sürekli erir. Küçük ama düzenli girişler, mükemmel bir anı beklemekten neredeyse her zaman daha iyi sonuç verir.